Güney Ege’nin Şirin Kenti Denizli

Denizli deyince herkesin aklına hep horozu, Pamukkale ve nedendir bilinmez rahmetli Özay Gönlüm gelir. Şehrin kalbi horoz heykelininde bulunduğu Çınar diye adlandırılan semt. İlk ziyaret milyonlarca turist çeken doğal güzelliğiyle Pamukkale olmalı. Pamukkale’ye ulaşmak için terminalden 3.5 TL ödeyip her 20 dakikada bir kalkan Karahayıt araçlarına binerek ulaşabilirsiniz. Yol yaklaşık 15-20 dakika sürmekte. Araç sizi Pamukkale mahallesinde bırakıyor oradan 10 dakikalık bir yürüme ile ulaşabilirsiniz. Girişte eğer müze kartınız yoksa 25 TL ödemeniz gerekiyor eğer yoksa orada hemen müze kart çıkarmanızı öneririm.

Pamukkale’nin arkasında Hierapolis’te müzeyi ziyaret etmek istediğinizde tekrar faydasını göreceksiniz. Travertenler bu doğal güzelliği girişte ayakkabı ve çoraplarınızı çıkarmalısınız. Pamukkale teraslarının kaplıca suyu akan bir çok sıcak su kaynakları olması ilgi çekici. Beyaz travertenlerin üzerinde yürümek ilgi çekici olsa da acaba bu doğal güzelliği bence yok ettiğimizi düşünüyorum. Tepe noktaya ulaştığınızda artık Hierapolis Antik Kentinin sınırlarına girmiş bulunuyorsunuz.

Hemen sağ tarafta norma ücret 5 TL, müze kartlıların ücretsiz gezebileceği müzede lahitler, heykeller, küçük değerli eşyalar sergilenmekte. Hemen karşısında ise Antik havuz bulunmakta. Başlıca romatizmal, kalp damar hastalıkları ve cilt hastalıklarına iyi geldiği bilimsel olarak kanıtlanmış. Antik havuza girişin bedeli ise 32 TL. Gelelim Hierapolis’e yaklaşık 2 kilometrekarelik bir alana yayılmış antik kent zamanında Kutsal şehir olarak da adlandırılıyormuş.

Hierapolis’in bir Frigya kenti olduğu düşünülüyor hatta adını Bergama’nın kurucusu Telephos’un karısı Hiera’dan aldığı bilinmektedir. Bir çok deprem yaşayan antik kent yinede günümüze kadar önemli eserlerini sergilemeyi başarabilmiş. Antik kent zamanında Hristiyanlığın merkezi olarak bilinirmiş ki Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Filipus burada öldürülmüş ve mezarı hemen yamaçtaki kilisenin kalıntılarının dibinde yer almaktadır. Buranın hemen solunda ise muhteşem mimarisi ile Antik tiyatroyu ziyaret etmenizi isterim, tek kelime ile büyüleyiciydi. Antik şehrin diğer tarafındaki bazilika ve agora kalıntıları ise muhteşem.

Söylemeliyim ki Hierapolis ülkemde Bergama ile beraber en çok ilgimi çeken yer oldu. Pamukkale ve Antik kenti dolaşmak için 3-4 saatinizi alacağını bilmenizi isterim ki fazlasıyla detaylı gezmeyi hakediyor. Buradan ise adını duyduğumda ilgimi çeken kırmızı suyu diye tabir edilen Karahayıt köyü. Son durakta minibüsten indiğinizde hemen 50 metre sonra göreceğiniz alan bir nevi sıcak termal su ama kırmızı felan akmıyor. Oradaki görevliye sorduğumda aslında kimse girmese akan su ile beraber çıkan tortu sayesinde su kırmızı oluyor dediğinde ilgimi çekti ama gelmişken ücretsiz termal suya ayaklarınızı sokabilirsiniz.

Diğer bir merak ettiğim yer ise kazı çalışmaları devam eden belkide büyüklüğü nedeniyle ilgi çekici Leodikya Antik kentine yolumu düşürdüm. Denizli’den yaklaşık 5 km uzaklıkta yine buraya da Karahayıt araçları ile yol ayrımında inip 500 metre kadar yürüyebilir ya da şehir merkezinden toplu taşıma otobüslerine binebilirsiniz. Antik kente giriş ücreti 10 TL ödeyebilir yada müze kartınız ile ücretsiz ziyaret edebilirsiniz. Leodikya kurulduğu dönemlerde Batı Anadolu’nun en büyük ticaret ve finans merkeziymiş.

Döneminin en zengin kenti ünvanınıda taşıyan Leodikya ise ismini Suriye kralı Antiochus’un karısından aldığı ve şehrin onun için kurulduğu bilinmekte. Zaten antik şehirde Suriye caddesinden de anlayacaksınız. Hala kazı çalışmalarının hızla sürdüğü antik kent 5 kilometrekarelik bir alana yayılmış. Bir çok noktaya kazı çalışmaları nedeniyle giremiyorsunuz fakat bitmiş halini çok merak ediyorum doğrusu. Denizli deyince akla gelenlerden biride Kaklık mağarası, buraya ulaşım terminalden Honaz ilçe minübüsleri ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Mağarayı ziyaret ederken büyük bir traverten ile karşılacaksınız.

Bu traverten suyunun ise cilde iyi geldiğide söylenmekte. Kuzeyine doğru ilerledikçe karşılaşacağınız şelaleler ise ilgi çekici. Şehir merkezinde ise İzmir Yunan işgali sonrasında ilk kurtuluş meşalesi bayram yerinde yakılmış. Burada cafelerin ve benim için en önemlisi Hacı Şerif ile Kebapcı Enver’in mekanları var. Denizliye gelince böyle nefis lezzetler sunan iki önemli lezzeti denemeyelim mi. Kebapçı Enver, meşhur kuzu kebabının lezzetini konuklarına sunan yılların lezzet dükkanı. Sahibi Hüseyin abi etin lezzetini anlatırken tabi ben bir yandan tıkınıyorum, ve kuzuya olan sevgim bir kat daha arttı. Tek kelime ile anlatıldığı kadar nefis. Pidesi de eti de lokum mübarek. Bir porsiyon 250 gram eti ve söğüşü ayranı ile beraber 22 TL. Öğlen 12 ile 3 arası lezzeti bulabilirsiniz yoksa kapıdan boş dönebilirsiniz uyarayım.

Aslında Denizli bir cennet daha ziyaret edemediğim ama aracınız ile buraya yolunuz düşer ise ve bir kaç gün zamanınız var. Acıpayam ilçesi Dodurgalar kasabasındaki Keloğlan Mağarasını, Akhan Kervansarayı, Acıpayam ilçesindeki 13. yüzyılda ağaç işleme ile inşa edilen Yazır cami ve Güney ilçesindeki Güney şelalesi mutlaka ziyaret edilmesi gereken güzel yerler.

Keşfetmelisiniz..
Tüm Dünya ülkelerine herzaman bulabileceğiniz ucuz uçak biletleri Tickets.com.tr adresinde.