Konya Gezilecek Yerler

Konya uzun zamandır görmeyi planladığım şehirler arasındaydı. Aralık ayında Şeb-i Aruz törenleri de olunca hiç düşünmeden Konya gezim için hazırlıklara başladım. Konya gezilecek yerler bakımından ülkemin zengin şehirlerinden birisi. Cumartesi gecesi İstanbul’dan Konya’ya 8,5 saatlik yolculuk sonrası sabahın erken saatlerinde vardım. Bu arada İstanbul – Konya bilet fiyatı için 75 TL ödedim. Terminale inince ilk güzergâhım olan Çatalhöyük Neolitik Kenti’ne gitmek için güzergahı araştırınca, benim gibi aracı olmayanlar için en kısa yol” büyük şehir terminalin önünden kalkan araçlarla eski terminale gitmek, buradan 30-40 dakikada bir kalkan Çumra minibüslerine binerek ilçe merkezine gitmek. Çumra’ya 11 km uzaklıktaki Çatalhöyük’e gitmek kış zamanlarında zor iş çünkü vasıta yok. Ya da tahmini 70 TL vererek taksi tutacaksınız. Benim gibi ilçeden aracı olan birine rica edebilirseniz sizi Neolitik Kente bırakacaktır. Dönüş için biz şanslıydım kış gününde bir arkeolog’a denk geldim sağ olsun beni Konya’ya kadar bıraktı. Yazın ilçeden doldukça bir otobüs kalkıyormuş

Dünyanın en eski yerleşimlerinden birine sahip olmamıza rağmen maalesef ulaşım konusunda yetersizlik beni üzdü.  2012 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmiş olan Çatalhöyük Neolitik Kent’i 1950’li yılların sonuna doğru kazı çalışmalar sonucunda bulunmuş ve 2018 yılında kazı çalışmaları tamamlanacakmış. Neolitik kente giriş ise ücretsiz. Sit alanına girişte solda ilk olarak örnek kerpiç evi göreceksiniz. Evin içi 2 oda olarak yapılmış ve duvarlarında hayvan figürleri resmedilmiş. İçeride hayvan boynuzları o dönemde kullanılmış örnek eşyalar sergilenmektedir. Buradan çıktığınızda yan tarafındaki müze evi ziyaret ettim, kazılar sırasında gün yüzüne çıkartılan kemik tuzluklar, kil mühürler, çanak ve çömlekler gibi eşyalar sergilenmekte. Müzeden çıktıktan sonra yerleşimlerin olduğu doğu ve batı höyüğü gezdik. Evlerin bitişik yapılması ile sokakların olmaması iyi havalarda insanların teraslarda günlük işlerini yapması eski çağın gizemini bize yansıtmakta. Bu eski tarihi uzun uzun anlatmak zor mutlaka ziyaret etmelisiniz. Dönüşü nasıl yapacağız diye düşünürken bir arkeolog Konya’ya döneceğim deyince bugün şanslı günümüz olduğunu düşündüm.

Konya şehir merkezine geldiğimde Aziziye mahallesindeki 1671 yılında yapılmış fakat yandıktan sonra 1867 yılında Sultan Abdülaziz tarafından annesi için yaptıran Aziziye Cami’ni görmeye geldim. Cami kesme gödene taşı ile yapılmış Osmanlı mimarisinin son örneklerinden. Camide Türk barok mimarisini fazlasıyla hissedeceksiniz. Aziziye Cami bu zamana kadar gördüğüm camiler arasında mimari açıdan en çok etkilendiklerimdendi. Özellik cami kubbe ve duvar hat işlemeleri etkileyiciydi. Buradan vakit kaybetmeden Konya arkeoloji müzesine yola koyulduk, önce müze ile yan yana olan Sahib-i Ata külliye, cami ve müzesini ziyaret ettik. Sahib-i Ata caminin kesme taştan yapılan ana kapısı ilgi çekiciydi. Sahib-i Ata cami Konya surlarının Larende kapısı civarından olduğu için aynı zamanda Larende cami olarakta bilinirmiş. 1258 yılında Sahib-i Ata Fahrettin Ali tarafından yaptırılmış külliyenin içinde aynı zamanda Sultan(şifa) hamamı da bulunmaktadır. Sahib-i Ata vakıf müzesi ise Selçuklu dönemine has firuze, patlıcan moru ve kobalt mavisi çinilerle kaplı.

Höyük üzerinde yer alan Alâeddin cami Anadolu Selçuklu devrinin Konya’da en eski ve büyük camisi olarak bilinmekteymiş. Sultan Alâeddin Keykubat tarafından 1221 yılında hizmete açılmıştır. Ayrıca cami avlusundaki Kümbette 1. Alâeddin Keykubat ve 2. Kılıç Arslan dahil sekiz sultanın mezarı bulunmaktadır. Şehri bu tepeden keyifle izleyeceğinizi düşünüyorum. Vakit öğleden sonra artık karnım etli ekmek için zil çalmaya başladı. Konya’ya gelmişken yörenin meşhurunu yemeden gitme riskini göze alamazdım. Buradan tekrar Sahibi Ata caddesindeki arkeoloji müzesinin yolunu tuttum, ara sokaklardan geçerken Aziz Pavlus kilisesine rastladım. Ünlü havari Aziz Pavlus’un adını taşıyan bu kilise 1910 yılında Fransız Gotik Mimarisi olarak inşa edilmiş. Maalesef kapalı olduğu için ziyaret etme imkanı bulamadım. Suriye mahallesinden geçerek (aslında Sırçalı medrese caddesi) tekrar arkeoloji müzesine geldim. Müzeye giriş için müze kartım olduğundan ücretsiz ödemedim fakat kartsız giriş ise 5 TL’miş. Konya Arkeoloji müzesi İstanbul’daki arkeoloji müzesinden sonra ülkemizin en eski 2. Arkeoloji müzesi özelliğini taşımaktadır. Müzede Neolitik çağ, Erken Tunç, Orta Tunç, Demir, Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ait eserler bulunmaktadır.

Konya’ya ziyaretinizi mutlaka Şeb-i Arus haftasına denk getirmenizi öneririm. Buraya kadar gelmişken kent merkezine 8 km uzaklıkta ki Sille’yi ziyaret edemedim. Konya’ya bir daha gelmek için sebebim oldu artık. Tarihi ve maneviyat değeri yüksek olan Konya’yı ve medeniyetin ilk zamanlarından kalma Neolitik kent Çatalhöyük’ü görmek için mutlaka yolunuzu bu güzel şehre düşürün, pişman olmayacaksınız. Gez dünyayı gör Konya’yı demiş büyüklerimiz, doğruda söylemişler. Yolunuz düşerse demiyeceğim yolunuzu mutlaka düşereceğiniz bir şehir Konya.

Keşfetmelisiniz….
Tüm Dünya ülkelerine herzaman bulabileceğiniz ucuz uçak biletleri Tickets.com.tr adresinde.