Sırbıstan’ın Harika Başkenti Belgrad

Her gün düzenli uçak seferleri de düzenlenmekte Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a. Bir çok şehrin aksine her gün Belgrad’dan bir çok Avrupa şehrine sefer bulabilirsiniz. Kentin otobüs terminali ve tren garı ise yan yana nehir kenarında bulunmaktadır. Şehir merkezinde ise bir çok noktaya yürüyerek ulaşabilmeniz mümkün, şehirde ise tramvay ve elektrikli otobüslerle ulaşımda sağlanmakta. Taksileri ise diğer şehirlere göre biraz daha uygun. Sırbistan başkenti Belgrad büyük, tarihi ve modern bir şehir olmasına rağmen bazı bölgelerde tipik Balkan havasına rastlamak mümkün. Bu keyifli şehri tanımanızı isterim.

Sabahın körü indiğim şehirde, maalesef ki Belgrad’a ne bir tren ve nede bir otobüs vardı. Mecbur taksi tutarak  50 euro ödeyerek Romen ve Sırp sınırlarını geçerek Zusak kentine geldim. Yaklaşık 1 saat süren taksi yolculuğu için 50 € ödedim. İçime oturdu valla Zusak kentinden her saat başı kalkan otobüslere binerek yaklaşık 2 saat süren yolculukla Belgrad terminaline ulaştım. Bu yolculuk için 796 Sırp dinarı yaklaşık 20 TL ödedim. Bu arada 1 TL yaklaşık 40 Sırp dinarı etmekte. Terminalde ilk dikkatimi çeken önündeki büyük parkta eşyalarıyla sere serpe uzanan yüzlerce Suriyeli mültecilerdi. İlk işim hostelime yerleşmek olduğu için iki cadde yukarı doğru çıkarak Knez Mihailova Caddesi’ne doğru yürürken hostelimde sağolsun tam karşısındaki ana caddedeymiş. Hostelimin adı Central House Hostel, temiz ve düzenli odaları, harika mutfağı ve banyosuyla parasının hakkını kesinlikle veriyor, üstelik merkezin göbeğinde, fazlasıyla  öneririm. Bir gece için 1607 Sırp Dinarı yaklaşık olarak 38 TL  ödedim. Kısa bir dinlenmeden sonra öğle sıcağıda olsa şehrin ünlü meydanı Knez Mihailova’yı turladım.

Cadde İstiklal caddesine çok benzemekte. Sağlı sollu alışveriş dükkanları, ara sokaklarda eğlence mekanları ve cadde üzerinde çokça sokak müziği yapanlar ile dolu. Caddenin hemen girişinde görünce Melih Başkanın Ankara’ya yaptırdığı heykeller aklıma gelince bir tebessüm etmedim değil. Caddenin enlemesine demirden robot heykelleri yapmışlar, bir ara kendimi Transformes savaşlarında hissetmedim değil 🙂 hani tamam şaka şaka. Ama caddeye kesinlikle farklı bir hava katmıştı. Mihailova’nın sonuna geldiğimde ise yolun hemen karşısında benim Belgrad’ın en sevdiğim yeri Kalemegdan diğer adıyla kalemeydanı karşımdaydı.
Burada yürürken hemen önümde Osmanlı mimarisi kümbet gözüme çarptı ve yanına doğru yaklaştığımda burada Damat Ali Paşa’nın kabrinin olduğunu gördüm, fakat sadece dışarıdan parmaklıklar arasında gözlemleyebilirsiniz. Kalenin sonundan ise Tuna ve Sava nehrinin şehri ikiye bölüşünü izleyebilirsiniz. Buradan önce Skardarlija ve Strahinjica caddelerini adımladım. Balkanlar’dan kendini ayıran güzel bir şehir Belgrad. Şehrin merkezi olarak görünümü ilgi çekici olan Hotel Moskova’yı belirleyebilirsiniz, keza merkez konumunda. Buradan ise devlet tiyatrosunuda yakın konumunda tutan Trg Rebuplice (Cumhuriyet meydanı) gezdim.

Hele o Allah’ın sıcağında fiskiyede ıslanmak ilaç gibi geldi valla ohh 🙂 Buradan Tajmegdan (taş meydan) geçerek biraz dinlenerek şehrin simgelerinden Aziz Sava katedralinin yolunu tuttum. Balkanların en büyük Ortodoks kilisesi olarakta bilinen katedral Sırp Ortodoks kilisesi kurucusu Aziz Sava adına yapılmış. Şuanda ise katedralin olduğu yer Sinan Paşa’nın Aziz Sava’yı öldürdüğü yer olarak bilinmesi ise ayrı bilgi kaynağı. Katedral 1989 yılında yapılmış olmasına rağmen maalesef içerisinde tadilattan dolayı kapıları kapalıydı. Dönüşte ise marketten alışveriş yaparak hostele istirahate çekildim. Akşam karanlık çökmeden ise Trg Rebuplice turist otobüsüne binerek özellikle  nehrin diğer yakasındaki Belgrad’ı görmek için yola çıktık. 1 saatlik tur için 600 Sırp dinarı yaklaşık 15 TL ödedim. Kalemeydan bölgesini yürüyerek (ki o sıcakta terleyerek fevkalade gezdim) üstte yazmış olduğum yerlerin hepsini dolaşabilirsiniz. Şehrin diğer tarafında daha çok yeni kentleşmiş (Zemun) bu yüzden genellikle gezeceğiniz kesim belli aslında.

Gece ise istirahate çekilmeden son turumu yine tadı damağımda kalan Knez Mihailova caddesinde attım. Özellikle gece sokak müzisyenlerinin müzik ziyafeti ile cadde daha bir güzel oluyor. Ertesi gün ise güne kısa bir dinlenerek kendimi yine cadde attım. Bu sefer rota Belgrad’da büyük merak duyduğum Nikola Tesla müzesi ziyareti ile şehre veda edeceğim

Nikola Tesla müzesine giriş 500 sırp dinarı (12.5 TL) ödedim, fakat kimse bilet kontrolü yapmıyor nedense. Herkes elektrik denince akla Edison’un kulağını çınlatsada günümüzdeki kullandıklarımızda aslında Nikola Tesla’nın payı vardır. İki katlı bir binadan oluşan müzede girişte sizi Nikola Tesla’nın heykeli karşılamaktadır. Müze içerisinde yaklaşık 40-45 dakikalık bilim gezisine katılıyorsunuz.

TUNA’NIN AYIRDIĞI ŞEHİR BELGRAD

İçeri girdiğinizde kişisel eşyalarından tutun zamanında çalıştığı aletlerin hepsi sergilenmekte. Buluşların arasında alternatif akım öne çıksada bir çok icadı günümüzde kullandıklarımızın temel ihtiyacı aslında. Salonda ise ziyaretçilerle yapılan akım ile  florasan  denemesi ilgi çekiciydi. Günümüze kadar uzanan radyonun da icadı Nikola Tesla’nın olması gerçekten başarısını sergilemekte.

Belgrad gezimde beni en çok etkileyen yer kesinlikle Nikola Tesla müzesi oldu. Belgrad’a yolunuz düştüğünde lütfen ziyaret edin, o olmasaydı belki bir çok şey olmazdı diyebilecek noktada oluyor bazen. Müze ile birlikte bir şehri daha yedim. Belgrad güzel şehir vessalam, nehrin şehirleri iki yakaya bölmesini seviyorum her zaman. Dolu dolu 2 günlük bir program yapabilirsiniz bu şehre. Hey yere rahatlıkla yürüyebilirsiniz tabi tabanvayınıza güveniyorsanız. Yemek konusunda konusunda erzak stoğuma güvendiğim için deneyimlediğim sadece burekti. Knez Mihailova caddesi, Kalemegdan, Nikola Tesla müzesi ve Aziz Sava katedrali  şehrin bana göre büyük değerleriydi. Keyifli iki gün geçirebileceğiniz şehirde fazlası sıkabilir derim, bana yetti açıkçası..
Keşfetmelisiniz.
Tüm Dünya ülkelerine herzaman bulabileceğiniz ucuz uçak biletleri Tickets.com.tr adresinde.