Soykırımın İzlerinin Sıcak Olduğu Topraklar Ruanda

Yüzbinlerce insanın bir hiç uğruna kanlarını akıtıldığı kanlı topraklar. Parası olanın eline silah pala bıçak aldığı, olmayanın taşla insanın canlarına kıyıldığı topraklar Ruanda. Size uzun uzun soykırımı anlatmayacağım, 23 sene önce  1994 yılında yaklaşık 100 gün süren katliamı herkes biliyordur, bilmiyorsanız Hotel Ruanda, Beyond Of Gates ve Shooting Dogs filmlerini izleyebilirsiniz. Gerçe bu filmleri izleseniz de hiçbir zaman raflarda gördüğüm insanların tabutlara sıkıştırılmış kemiklerini, camlarda dizilmiş kafa taslarını kadar canınızı acıtmayacaktır. Ruanda’da katliamların en büyüklerinden birinin yaşandığı başkent Kigali’den bir saatlik uzaklıktaki Nymata kasabasına ulaştığımda yaşanan soykırımın en acı izlerini taşıyan Katolik kilisesini 2 saat aramamıza ve onca insana sormama rağmen bir kişi bile söylemedi. Güç bela bulduğum Katolik kilisenin içinde törene denk gelmeme rağmen hemen karşısında yer alan Soykırım kilisesi ile hüznü daha kapısında hissetmeye başlamıştım. İçeri girdiğim andan itibaren tüylerim diken diken olmaya başladı. Kırmızı duvarda beyaz renkli Hz. İsa’nın heykeli, önündeki sıralarda sanki insan oturmuşçasına sırayla dizilen binlerce elbise. Öyle temiz, ütülü felan değilmiş ölen her bir canın kanları ile yıkanmış eskimiş elbiseler. İçimi acıtanlardan birisiyse küçük bir kız çocuğun üstünde kan lekesi olan ayakkabılarıydı.

Ruanda - Soykırımın izlerini görebilirsiniz
Ruanda – Soykırımın izlerini görebilirsiniz

Düşünsenize küçük bir kız çocuğu aynı ülke topraklarında bir başkası tarafında kim bilir nasıl vahşice yaşamı elinden alındı, düşündükçe utanıyorum. 20 yılı aşkındır o kanlı elbiseler sıraların üstünde hala ilk günkü gibi duruyor belli ki. Kilisenin zeminine birkaç basamakla adım attığımda ise karşımda camın içinde sıra ile dizilmiş kafa tasları, kimi parçalanmış, kimi bıçak darbesi almış kimiyse oyulmuştu, üst tarafında sırayla dizilmiş kemikler ise insanın canını acıtmaya fazlasıyla yetiyordu. Karşı raflarda sırayla üst üste dizilmiş tabutları o zaman ölenlerin definlerinde  kullandıklarını düşündüm bir an. Ucu açık tabutların kapağını kenara doğru ittiğimde karşılaştığım manzara ile şok oldum. Tabut tıka basa kemiklerle doluydu, hangi kemik hangi insana ait olduğunun pek bir önemi olmadan hepsi tıkıştırılmış şekilde üst üsteydi. Onlarca tabut gördüm böyle raflarda,  onca insanın parçalanmış hayatı. Keşke yaşanmasaydı dediğim insanlık ayıbıydı bu. Yüzyıllar geçse de unutulamayacak bir acı bu.

Ruanda bu izleri yaşayabileceğiniz yerlerden birisi ise Soykırım müzesi. İçeri girdiğim ilk anda 10 dakikalık bir videoda bu vahşetin izleri ile tanışan ve taşıyan insanların dramlarını izleyebilirsiniz. İçeri girdiğiniz anda ise büyük fotoğraflarla katliamın izlerini içinizde hissedeceksiniz. Ayrı bir bölmede ise hayatları yok olan insanların fotoğraflarını göreceksiniz. Ruanda Doğu Afrika’nın soykırımın gölgesinde kalan ülkesi. Yüzbinlerce insanın çalınan hayatlarını görmek isterseniz, kanlarla yıkanan bu topraklara gelin. İnanın bu katliamın izlerini hala görebileceksiniz.