Tarihi Kent Safranbolu

Safranbolu bu sene görmeyi istediğim yerlerin başındaydı. Safranbolu gezilecek yerler bakımından keyifli bir şehir hissi verdi bana. Safranbolu ülkemizin Unesco Miras Listesinde olan önemli yerlerinden birisi. Yaklaşık 23 yıldır koruma altında olan şehir aynı zamanda en iyi korunan şehir seçilmiş. Karabük iline 5 dakika uzaklığında, Ankara‘dan 3 saat, İstanbul’dan 5 saatlik bir yolculuk ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Konaklama için Cinci hanı tercih etmiştim. 1645 yılında Cinci hoca nam-ı değer Karabaşzade Hüseyin Efendi’nin yaptırdığı han, şu an hotel olarak kullanılmakta. Eski mimaride nefis bir hotel, konum ve yapı itibari ile gerçekten büyük keyif aldım. Ama otel yönetimine tavsiyem kesinlikle kalite anlayışını biraz daha yukarı seviyelere çıkarmaları. Yemekten sonra arkadaşlarımızla kısa bir kent turu yaptıktan sonra yorgunluk kahvesi içmek için Köprülü Mehmet Paşa Camii bitişiğinde bulunan  Arastada aldım soluğu. Canlı müzik eşliğinde keyifle kahvemi yudumladım. Kahve sunumu ise ilgi çekiciydi. Yöresel tepsi içinde getirilen közde kahve lokum, Osmanlı şerbeti ve damla sakızlı su ile ikram ediliyor. Sunumun inceliği ise şöyle, Safranbolu’da zamanında Osmanlılar ve Rumlar yaşıyormuş, Osmanlılar kahvelerinin yanına şerbet verilirken, Rumlar ise damla sakızlı su içiyorlarmış, böylelikle ahalinin kimliğini  anlıyorlarmış.

Safranbolu görülecek yerler

Günümün ilk durağı, Bulak Mencilis Mağarası oldu. Mağaraya 2-3 dakikalık dik taş merdivenleri tırmandıktan sonra ulaşılabiliyor. Mağaraya giriş ücreti ise 3 TL. Bir yer altı harikası olan Bulak Mencilis mağarasının sadece 400 metrelik kısmı ziyaretçilere açık. Sarkıt, dikit ve travertenlerin oluşumlarıyla zengin bir görüntüye sahip. Bazı noktalardaki sarkıt ve travertenler gerçekten büyüleyiciydi. Mağaranın sonunu görebilseydik iyiydi ama sadece sonunda bir şelalenin olduğunun bilgisini edinebildim. Kısa bir gezintiden sonra diğer önemli yeri Kristal Cam Teras ve Tokatlı Kanyonunu görmek için yola koyuldum. Kristal cam terasa geldiğimizde ise karşımızda doğasıyla gerçekten büyülendiğim Tokatlı kanyonu oldu. Doğa bizlere burada bana nefis fotoğraflar sundu. Kanyonda yapılan kristal cam teras ülkemizde bir ilk olması kent için haklı bir gurur. Uçurumdan yüksekliği ise 80 metre. Üzerine çıktığımızda cam terasın titremesiyle içim bir hoş olmadı değil hani 🙂 Cam terasın hemen solunda ise İncekaya su kemeri heybetiyle kendini göstermekte. Kanyona cam terastan ahşap merdiven ve yolla inebilirsiniz. Kanyon boyunca gürül gürül akan su sesleri, kuşların cıvıltısı ve doğanın güzelliği yürüyüş rotamızı keyifli hale getirdi. Yolunuz buraya düşerse kanyonu lütfen es geçmeyin, doğa huzur verici. Yalnız değinmeden geçemeyeceğim yolun orta kısmında piknikçilerden kalan çevre kirliliği ise insanın içini burkmuyor değil, bu doğa bizim evimiz, daha güzel bir gelecek için lütfen biraz özveri.

Safranbolu gezilecek yerle

Bu arada kanyona giriş 3 TL, yaklaşık 4 km’lik bir yürüyüş sonrasında yolun çıkış noktası eski çarşıdaki Gümüşlük mahallesi. Keyifli bir öğle yemeği ve kısa bir moladan sonra golf araçları ile şehir turu yaptım. Golf arabaları ile yarım saatlik tur 25 TL, 45 dakikalık tur ise 35 TL. Tarihi Safranbolu evleri, Cinci hocanın evi, Tabakhane, Kanyon bölgesi turun önemli yerlerindendi. Şehrin meşhur gözdesi lokum tadımı ve alışverişi yapıp, Safranbolu’ya özel gevreğinden de yeme imkanımız oldu. Gevrek sıcakken nefis bir tat, birde yayına bağlar gazozu attımı nefis yolu düşenler için öneririm. Lokuma gelince ne denilebilirki yöresinde güzel olan lezzete, kahvenin vazgeçilmezidir kanımca. Bir iki dükkanda denememe rağmen lezzetler aynı. Fiyatlar 20 ila 30 TL arasında değişmekte. Lokumda favorim çifte kavrulmuş, safranlı ve kızılcıklı nefisti. Akşam yemeğim Kazan ocağındaydı. Bu ismi lütfen not edin, ben kolay kolay gitmelisiniz demem öneririm, ama Safranbolu’ya yolunuz düşerse mutlaka uğrayın. Buradan Nebile ablamıza selamlar, bir işletmede ev yöresel yemeklerini bu kadar leziz yediğim yer azdır inanın. Kıymalı tarhana çorbası, tereyağlı uzun fasulye, etli yaprak sarması, cevizli keşkek yayım, perohi ve ev baklavası, Nebile abla ne diyeyim ellerine sağlık, bayıldım. Yemeğin üstüne kahve ve dostlarla sohpet iyi gider değil mi? Tabiki mekan aynıydı Arasta 1661. 

Kahvaltıdan sonraki ilk durağımız Kaçak (Lütfiye) camiydi. Herhalde mahallede yapılacak uygun bir yer bulunamamasından olacak ki 🙂 derenin üzerine kurulmuş cami, ama kesinlikle ilgi çekici. Mihrabı ve ahşap minaresi ise en az mimarisi kadar ilginçti. Buradan konakladığımız otelin hemen arkasındaki Kaymakamlık evini ziyaret ettim. Konak 18. ve 20.yüzyılda Türk toplumunun en güzel şekilde sergilemekte. Haremlik, selamlık ilgi çekiciydi. Eski zamanımızdaki tasarımdaki ince düşüncelere hayran kalmamak elde değil. Kente geldiğinizde lütfen burayı ziyaret edin. Burayı ziyaretten sonra şehri en güzel fotoğraflayacağımız yerlerden biri olan Hıdırlık Tepesine çıktım. Burada manzarayı seyredip kahvenizi keyifle yudumlayabilirsiniz. Kenti bence en güzel burada seyredebilirsiniz. Gezimin son durağı ise Yörük köyü oldu. Safranbolu’ya 10 kilometre uzaklıktaki bu şirin köyde, ilk ziyaretimiz eski konak. Konağın uzun yıllardır nesillerince yaşatıldığını görünce mutlu oldum.

Safranbolu görülecek yerler 

Eski değerlerimizi korumak ve tarihin izlerini yıllar sonra görebilmek ne kadar keyifli, Safranbolu’da bunu daha iyi anladım. Konakta ev sahibi rehberimiz bize örf ve adetlerini bizlere aktardıktan sonra köyün eski çamaşır hanesini ziyaret ettim. Eski zamanın mimarisinde ki ince ayrıntı ise ilgi çekiciydi. Köy meydanında ki kafede köy usulü gözleme ve yayık ayranı ile gezimizi noktaladım. Şimdi biraz güzel Osmanlı kenti Safranbolu hakkında bilgi vermek isterim.

Safranbolu görülecek yerler

Safranbolu, geçmiş zamandaki toplumumuzun yaşantısını ve geleneksel mimarisini günümüze kadar ulaştırmayı başarmış. 1994 yılında Unesco Dünya Mirası listesine giren Safranbolu, 2003 yılında ise en iyi korunan kent seçilmiş. Kentin sahip olduğu büyük kültürel mirasın değeri hala günümüzde hissedilmekte ve çok fazla yerli yabancı turist çekmekte. Bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış tarih kokan kent, 1423 yılında ise Türklerin egemenliğine girerek, Osmanlı döneminin mimari ve kültürel değerlerini yaşabilmiş. Bu güzel kenti aslında en çok tanıtan ise kesinlike Safranbolu evleridir. 18 ve 20. yüzyılları arasında yapılmış bu tarihi evlerin yapımındaki ince detaylar ise insanı dönemin zekasını hayran bırakmaya yetiyor. Safranbolu’yu Arnavutluk’un güzel şehirlerinden Berat’a gidince anımsadım. İki şehir bir birine inanılmaz benziyor.

Tüm Dünya ülkelerine herzaman bulabileceğiniz ucuz uçak biletleri Tickets.com.tr adresinde.