Tebriz Gezilecek Yerler

Tebriz gezilecek yerler bakımından ülkenin en güzel şehirlerinden birisi. Belki bir çok kitabını okuduğunuz, hakkında bir çok  özlü sözünü bildiğiniz Mevlana Celaleddin Rumi’nin öğrencisi  Şems Tebrizi’nin memleketi. İpek yolunun geçtiği şehir,  İran’ın en  önemli şairlerinden Şehriyar’ın  memleketi Tebriz.  Şehir yaşadığı büyük depremler sonucunda bir çok tarihi eserini yitirmesine  karşı, tekrar kazandırma çabasında. Gece Doğubeyazıt’daki  Gürbulak sınır  kapısından, İran topraklarına geçtim. Sınır 24 saat açık, kapıda İran polisinden hiçbir zorluk  görmedim, aksine güler yüzünü eksik etmediler, sırt çantama da usulden  baktılar. Kapıdan çıktığım gibi ayaklı dövizciler “ Tümen – Dolar var abi “  diye  yaklaşımları ise beni tebessüm ettiren anlardandı. Tavsiyem paranızın az miktarını bozdurun, çünkü döviz  ofisleri ile az da olsa kur farkları mevcut. Maku’dan  son otobüsü kaçırdığım için gece  kasabada kalmak istemedim. Taksi ile 100.000 Tümen’e ( 100 TL )  anlaşıp  3 saatlik bir yolculukla Tebriz şehrine vardım. Düşünsenize 3 saat Türkiye’de taksi ile yolculuk etsem 🙂  oyyy halime 🙂  Dinlenmek için daha öncede planladığım Hotel Mashed’e geçtim. Hotel’e  iki gece için 70.000 Tümen ( 70 TL ) verdim. Otel fena değil uyku içinde gayet yeterliydi. Güzel bir gece uykusundan sonra, İran’da ilk güne uyanışım kendimi Tebriz sokaklarına atmakla başladı.

 

Güne güzel başlamak için en sevdiğim zaman;  kahvaltı zamanı  menü süper 🙂  Kapalıçarşı girişinde ayaküstü  kahvaltıcısında  2.800 Tümene  ( 2.8 TL ), ekmek ( lavaş ), haşlanmış  yumurta, domates ve haşlanmış patates ve çay mönüsü ile ufak atıştırmadan sonra  ilk durağım Tebriz  Kapalı Çarşısı ( Muzafferiye )  2011 yılında Unesco Tarihi Eserler  listesine “ Dünyanın en büyük  kapalı çarşısı “ ünvanı ile girmiş. Yaklaşık 1 kilometre kare alanı kapladığı  söylenmekte. Kapalı çarşı, arastalar, küçük çarşı, dükkanlar,  koridorlar, camiler ve hamamlardan oluşuyor. Büyük kubbeye sahip Muzafferiye çarşısı ise  görülmesi gereken güzellikte. Bu çarşıyı gezmek için en az bir saatinizi  ayırmanız gerekir. Kapalıçarşı, Emir ve  Gürcüler çarşısı, Emir arastası, Muzafferiye çarşısı, Keffaşan ( Ayakkabıcılar  çarşısı ) ve Haremhaş pazarı, Rasta bazar ve Masgeran ( Bakırcılar çarşısı ) bölümlerinden oluşuyor. Burada gezintiden sonra İmam Humeyni  caddesindeki  Arg-ı Tebriz ( Tebriz Kalesi ) gördüm. Sadece ön surları  ve giriş kapısı ayakta kalan yerleriydi. Kale ise geçmiş zamanlarda  surlarından suçluları idam cezalıları atılırmış.

Buradan cadde üzerinde olan Azerbaycan Müzesi’ne giderken yolda yönümü şaşırınca bir İran’lı bayana yol tarifini sormak için durdurdum (sormadan önce hiç düşünmedim,  aslında ülkeye gelmeden önce yaptığım  araştırmalarda herkes “ kadınlarla göz göze gelmeyin! gibi sözler aklıma  gelmesine rağmen yol tarifini sordum) isminin Nefiseh olduğunu  öğrendim. Nefiseh sağolsun  nazik  davrandı ve beni  Azerbaycan  müzesine kadar götürdü. Müzeye giriş 5.000 Tümen. ( 5,00 TL )  Müze gerçekten mükemmel, girişte ki  büyük mezarda yan yana yatan 2  aşıkların iskeletleri etkileyici. Müze alt katında rölyef ve heykeller  ise görülmeye değer, özellikle  Lao Tzu heykeli görülmesi gerekenlerin başında.  En üst katta ise büyük Tebriz halıları ve eski tarih paraları mevcut. İranlı  ama Türk kökenli rehberim olan Nefiseh bana Tebriz’i  gezdirmek  isteyince, hiç düşünmeden kabul ettim  çünkü şehri bilen birinin  gezdirmesi zaman olarak bana tasarruf sağlayacaktı.

Buradan hemen yakınındaki Tebriz Belediye Binası,  saat kulesi ve demir çağ müzesini  ziyaret ettik. Buraya 5 dakika uzaklıktaki Gök mescid ( Mavi  cami ) görmek için yürümeye başladık. Yolda giderken  başörtülerini sormadan edemedim. Çünkü başlarına taktıkları şal saçlarının çok gerisinde, sanki zorla kapatılıyor gibi hissetmiştim. Nefiseh’in kısa ve  net cevabı “ Bugün  zorlama olmasa kendi irademle başörtümü  takmam, benim için bir şey ifade  etmiyor “ demesi birçok düşünceyi anlamama yardımcı oldu. Çünkü İranlı kadınların yüzlerine baktığımda çok fazla  makyaj ve çok gördüğüm burun estetiğinden sonra başlarına taktıkları şalın zoraki  olduğunu anlayabiliyordum.

Gök Mescid’in bahçesinde sütunların  arasında kaybolmak inanılmaz bir duyguydu. Mimarisi gerçekten ihtişamını  gösteriyor. Gök  Mescit (Mavi  Cami)  diğer Farsça ismiyle Masjid-i Kabud, Karakoyunlular  hükümdarı Cihan Şah tarafından  870 yılında  yapılan bu mescid  görülmeye değer güzellikte. Tebriz’e geldiğinizde mutlaka programınıza  ekleyin. Yapının tamamen tuğladan ve dışının mavi renkli  çiniler ile inşa edilmiş olması etkileyici. Mescid’in iç kısmında şu anda tadilat mevcut. Gök Mescid ‘e girerken 10.000 Tümen (10 TL)  bilet parası veriyorsunuz. Buradan hemen yan bahçedeki  Khagani park’ı gezebilirsiniz. Khagani 12. Yüzyılda yaşamış ünlü Azeri şair.

Tebriz İran’ın en büyük eyaletlerinden ve Doğu Azerbaycan Eyaletinin de en önemli şehri. Şehirde nerdeyse Azeri Türkçesi  haricinde çok fazla dil konuşulmaz. Kendilerini Azeri Türk olarak kabul  ettirmelerinin, kültürlerini yaşattırmalarının, okullarında Azeri Türkçesinin  okutulmasının istenildiği herkesin ortak isteği. Burayı gezdikten sonra Tebriz doğumlu İran’lıların çok sevdiği şair Şehriyar’ın evini görmeye gittik. Şehriyar’ın evi  müzeye döndürülmüş,  öldüğü zamana kadar kullandığı eşyalar sergileniyor. Müzeye giriş ise ücretsiz.  Akşam Shahram ile  saat meydanında buluştuk,  Shahram Türkçe’yi çok iyi konuşan, Türkiye ve İran  arasında mekik dokuyan bir arkadaş. Sağolsun gelmeden ülke hakkında tüm detaylı  bilgileri verdi ve programımın kolaylılığı için fikir alışverişinde bulunduk. Bir taksiye binerek önce Abresan’a geçtik. Dolmuş taksi kişi başı 1.500 Tümen ( 1.5 TL ) alıyor, Abresan’dan tekrar  dolmuş taksi değiştirerek El gölü  ( Şah gölü ) ve Parkı’na geldik.

El Gölü muhteşem bir yeşillik ile donatılmış insanların  rahat nefes alıp yürüyüş yaptıkları harika bir park. Gölün içinde ise bir  restoran mevcut. Ayrıca deniz bisikleti ile gölde keyifli zaman  geçirebilirsiniz. İran kuru topraklara sahip olmasına rağmen parklara ve yeşile  verdikleri önemi görünce gerçekten etkilenmemek elde değil.  Ertesi gün ise programım sabah uyandıktan sonra peri bacaları şekli ile ülkemizdeki Kapadokya’ya benzeyen Kandovan oldu.

Sabah Kapalıçarşı etrafında bir kahvaltı dükkanında  atıştırmalık omlet çay kahvaltısı yaptım. Kahvaltı 3500 Tümen (3,5 TL) dedim ya İran fiyat bakımından ekonomik bir ülke. Bu arada İran’da omlet bize göre menemen, görünce tebessüm etmeye hazırlıklı olun isterim 🙂 Tebriz’den Kanduvan’a gitmek için iki alternatif var birincisi minibüsler ile 60 dakikalık bir yolculukla Osku’ya gidebilirsiniz. Minibüs kişi  başı 1.500 Tümen ( 1.5 TL ) oradan taksi ile Kanduvan köyüne taksi git gel  7.000 Tümen istiyor, ya da Tebriz’den direk taksi ile 45 dakikada  varabilirsiniz. Taksi ile uzun pazarlıklar sonucu beni 2 saat köyde  beklemesi  ile beraber  40.000 Tümen’e ( 40,00 TL )  anlaştık. Ne kadar çok değil mi? 🙂

Köye  girişte 2.000 Tümen ( 2 TL ) ayak bastı parası alıyorlar her araçtan. Yok ben 2 Lira vermem derseniz aracınızı köyün dışında bırakıp yürüyün derim 🙂 Kanduvan  köyü, volkanik kayaların oluşumundan bir yamaca kurulmuş  bir köy. Kapadokya ile tek farkı burada kayaların içinde yaşayan insanlar olması. Öğrendiğim kadarıyla kısa süre içinde insanların oradan tahliye edilerek turizme daha çok önem verileceği. Volkanik kayalara doğru  çıktıkça insanın burnuna ağır bir koku gelmekte.  Köyü en fazla 2-3 saatte gezebilirsiniz, size kısa bir zaman gibi gelsede kesinlikle İran’a yolunuz düştüğünde  görülmesi gereken yerlerden Kanduvan köyü.  Kanduvan’dan dönüş öğleden  sonrayı bulduğu için zaman kaybetmeden Tebriz Sakaül İslam caddesindeki  büyük parkın içine yer alan Makberetüş  Şuara ( Şairler  Anıtı)  ziyaret etmeye geçtim. Şehriyar’ın mezarı ve müzesi de  burada bulunmaktadır. İran Tebriz’li bir çok şaire sahip olmuş.  Şehriyar,  Esedi-i  Tusi, Katran-ı Tebriz, Hümam-ı Tebrizi, Feleki Şirvani  şehrin gurur kaynağı ve en tanınmış şairleri.

Tüm Dünya ülkelerine herzaman bulabileceğiniz ucuz uçak biletleri Tickets.com.tr adresinde.